Türk destanları

Turk_Destanlari

Türk destanlarının tasnifi, incelenmesi,yorumlanması hala tamamlanmış değildir. Bu ortak destanlarımızın bazıları ve konuları şöyledir:

1-Abılay Han Destanı bugünkü Kazak Türklerine ait olup. 15. yüzyıldaki Kazak boy birliğinin teşekkülünün izlerini taşır.

2-Alp Er Tonga Destanı‘na ait ilk bilgileri Kaşgarlı Mahmut vermektedir.Divanü Lilgat-it-Türk’de Afrasyab olarak geçen Turan hükümdarı Alp Er Tonga ile birleştirilmektedir. Afrasyab, Turan-İran savaşları sebebiyle ilk önce Şehname’de zikredilir.Ancak, Kaşgarlı’nın bahsettiği Alp Er Tonga’nın,Şehname’de geçen Afrasyab ile bir olduğu yolunda şüpheler vardır. Bize göre Alp Er Tonga, 714 yılında Beş-Balık’ın kuşatılması sırasında tuzağadüşürülerek öldürülen, Kapgan Kagan’ın büyük oğludur. Kişilik olarak Köl Tigin’e benzeyen, Kök Türkler arasında çok sevilen ve bütün ömrünü Türk milleti için harcamış olan Tonga Tigin’in kahramanlıkları ölümünden sonra daTürkler arasında yaşamış ve bir efsane olarak Kaşgarlı’ nın çağına kadar gelmiştir.Kaşgarlı Mahmud’da Türkler arasında yaşayan bu destanı duyduğu için eserinde zikretmiştir.

3-Alpamış Destanı‘nın ençok Kara-Kalpak varyantı meşhurdur. Dede Korkut hikayelerinden, “Bay Böre Bek-oğlu Bamsı Beyrek” hikayesi Türk dünyası içinde en bilineni olup, Kara-Kalpakların ve Kazakların Alpamış veya Alpamsı, Başkurtların Alpamış, yahut Alpamşa adlı hikayeleri Dede Korkut’taki Bamsı Beyrek hikayesinin değişik coğrafi bölgelere göre işlenmiş varyantıarıdır.

4-Çingiz Han Destanı Çingiz Han, bazıları sevsede, sevmese de, Türkleri bir bayrak altında toplayan, dünyanın en büyük hükümdarlarının başında yer alan, emrindeki küçücük bir kuvvet ile milyonlarca km~’lik toprakları ele geçiren bir kişidir. Hem Türkler için, hem de Mogollar için son derece önemli bir insan olan Çingiz’in hayatı ve mücadeleleri zaten bir destan gibidir. Onun destanlaşmış hayatına ait bilgileri yazılı olarak biz, Moğollar’ ın Gizli Tarihi’nden, Reşidüddin’in Camiü’t-Tevarih’inden ve Cüveyni’nin Tarih-i Cihangüşa’ sından öğreniyoruz. İşte bu kaynaklardaki bilgiler Türk ve Moğol halkı arasında yüzyıllardan beri sözlü olarak anlatılmaktadır. Daha sonraları yazıya geçirilmiş olan Çingizname’nin çeşitli nüshaları bulunmaktadır. Bunların arasında Paris, Berlin, British Museum nüshalarını sayabiliriz

5-Çora Batır Destanı, Kazan’ı son Rus saldırısında müdafaa eden Çora Batır’ ın kahramanlıklarını ihtiva eder. Bilindiği gibi Çora Batır ve Koçak Oglan Kazanı kahramanca savunmuşlar ve onların yiğitlikleri Kazan Türkleri arasında sonradan destanlaşmıştır. Çora Batır Destanı, Sovyet-Rusya zamanında yasaklanan Türk destanlarındandır.

6-Dede Korkut Hikayeleri‘nin nakilcisi olan, Dede Korkut’un adındaki Dede’nin Korkut kadar eski olmadığı ve bunun efsanevi Korkut’un yaşlılığını nitelemek için asıl ada sonradan eklendiği şüphesizdir.Dede Korkut Kitabı’nın önsözünden anlaşıldığına göre Korkut Ata, Hz.Peygamber zamanına yakın bir vakitte yaşamıştır. Birçok tarihi kaynaklar ve hemen hemen bütün rivayetler, Korkut Ata’nın keramet sahibi bir kişi olduğu noktasında hirleşirler. Bazı kaynaklar ve söylentHer, Dede Korkut’u 295-300 yıl yaşamış gibi gösterirler.Dede Korkut Kitabı’nda onu vezir veya devlet adamı karakteri ile değil,ozanlar başı olarak görüyoruz. Destani hikayelerde ona bağlanıp, mal edilen başlıca işler şunlardır: Güzel sözler, hikmetler söylemek, Oğuzların türlü yönlerine ilişkin hikaye ve rivayetler anlatmak, hanların ve beğlerin methiyelerini söylemek, eğlence ve törenlerde şarkılar çalmak, iyi insanlara hayır-dualar etmek, kötüleri kınayıp, ayıplamak Hayatı hakkında olduğu gibi, ölümü hakkında da bilgi yoktur. Mesela Kazak Türkleri arasında kopuz ve dombranın yapıcısıdır.Asıl adı “Kitab-ı Dede Korkut ala Lisan-ı Taife-i Oğuzan” olan bu eser Oğuzların Azerbaycan ve Kuzey-doğu Anadolu yörelerindeki yaşayışlarını dile getirir ve İslam öncesi Türk hayatından da önemli izler taşır.Dede Korkut’un 1950 yılına kadar tek nüshası biliniyordu. Dresten Kütüphanesindeki bu yazmadan ilk olarak bir Alman (Fleischer) söz etmiştir.Türkçe ilk baskısı Kilisli Rıfat tarafından yapıldı (1916). 1938′ de O.Ş.Gökyay, bu nüshayı esas tutarak Türkiye’deki en mükemmel neşirlerinden birini yaptı.1950′de Vatikan Kütüphanesinde E.Rossi ikinci bir yazmayı buldu ve 1952′de bazı eklerle yayımladı.Dede Korkut hikayelerinin her biri başlı-başına bağımsız gibi görünüyorsa da, hepsi birden bütünlük meydana getirmektedir.

7-Kalaç Destanı olarak biz Şu Destanı’nı görmekteyiz. Şu Destanı’nı araştırmacılar Türklerin eski devirlerine, yani Saka çağına mal ederler. Bu da,Kaşgarlı Mahmud’un Türkmen kelimesini açıklarken verdiği kayıtlara dayanmaktadır. Destanın ana teması şöyledir: İskender Doğu ülkelerine sefere çıkıp, nihayet Türk topraklarına dayanmıştı. Bugün ki Hocent’in bulunduğu yerde otağını kurmuş olan Şu adındaki Türk hükümdarı İskender’in gelişine hiç aldırış etmemiş, fakat İskender’in ordusu pek kalabalık olduğundan dolayı Türkistan ‘ın içlerine çekilmişti. Ancak onun tebasından 22 bey geç kaldıkları için orada kalmışlardı. Sonradan oraya ordunun izini takip eden iki kişi daha geldi. Yorgun ve bitkin olan bu iki kişi, diğer yirmi iki kişiyle tanıştılar,konuştular. İki kişi İskender’in huralardan da gelip-geçeceği ni ve kimseye dokunmayacağını söylediler. Bunun üzerine diğer 22 kişi onlara “Kal aç”dediler. İşte bu iki kabileyle Türkmenlerin sayısı yirmi dört oldu.

8-Kublandl Satır Destanı, Özbek Türklerinin kahramanlık hikayeleridir.Burada hem İslam öncesi, hem de İslamiyet sonrası kültür unsurlarını görebiliriz. Özellikle bu destanda, ‘Türk’ün kadına ve atına verdiği önem vurgulanmaktadır.

9-Manas Destanı, Kırgız Türklerinin 9. yüzyıldan sonra devlet sahibi olmalarını ve bunun için yaptıkları savaşları bünyesinde barındınr. Adı geçen asırdan 20. asra kadar Kırgız Türkleri arasında yaşayan, nesilden nesile sözlü olarak devredilen bu destan Türk kültürünün aşağı-yukarı bin yıllık bir bölümünü bütün halinde verir. Bu destanı ilk defa Batı alemine Çokan Velihanoglu (Velihanov) tanıttı. Destan, Kırgız ve genellikle Türkistan Türklüğü içerisinde görmüş olduğu rağbet üzerine bir de Manasçı adı altında halk şairi grubu vücuda getirıniştir. Barthold’ a göre Manas Destanı 9. ve 10.yüzyıllarda teşekkül etmiştir. Destanın bugünkü vatanı olan Kırgızistan’ da birçok boylar Manas veya oğlu Semetey’e izafe olunduğu gibi, Doğu Türkistan’ da Manas nehri ile Manas şehri vardır. Manas adını taşıyan bu yerler,Türklerin rivayetlerine göre destanı kahramanın adı ile alakalıdır. Kafkasya’da da Manas adını taşıyan bir çayll ve Talas vadisinde Manas’a ait bir türbenin olduğunu da zikretmekte fayda vardır. Bugün Manas Destanı’nın çeşitli rivayetleri bulunmaktadır: Sağımbay Orazbek-oğlu Rivayeti, 1912-1930 yılları arasında tesbit edilmiş olup, 378 mısra halinde bir özettir.Yolay Rivayeti ki, bu daha çok Radloff’un adıyla anılır. Bu rivayet Tokmak kentinin güneyindeki Şamsı ırmağı kıyılarında yaşayan konar-göçer kabilelerin bir ferdi olan Kırgız Manasçı’sı Yolay’dan kaydedilmiştir. Bu varyant 17.774 mısradır.Çokan Valihan-oglu Rivayeti, Manas konusunda derlenmiş ilk rivayettir.19.000 mısradan fazladır.Bekmurat Rivayeti, 32.000 mısradır.Karalay Sayakbay-oğlu Rivayeti, 40.000 mısra olup, 60 gecede tamamlanmıştır.Manas Destanı’nda hem eski Türk dininin, hem de İslamiyetin izleri vardır.Eski Türk kabile hayatı ve Türk dünya görüşü rastlanan ögelerdendir.

lO-Oğuz Kağan Destanı‘nın bugün bilinen tek nüshası vardır, o da Paris’te Fransız Milli Kütüphanesindedir. Uygur harfleriyle yazılmış olan bu nüsha İslam öncesi motifleri ihtiva eder. Bu eserin en iyi neşri 1932′de W.Bang ve R.R.Arat tarafından almanca olarak yapılmış ve 1936′da Türkiye Türkçesine çevrilmiştir.Uygur Türkçesi ile kaydedilen Oguzname’nin yanı sıra çeşitli eserlerde de tesbit edilen İslami dönemin izlerini taşıyan Oğuznameler de vardır. Elde bulunan destani rivayetlerin esasını da İlhanlı veziri Reşidüddin’in Camiü’t-Tevarih’indeki farsça varyant teşkil eder. Sonra bazı değişikliklerle 15.yüzyılda Yazıcıoğlu tarafından Batı Türkçesine, 17. yüzyılda da Ebu ‘I-gazi Bahadır Han aracılığıyla Doğu Türkçesine aktarıldı.Oğuzname rivayetlerinde Oguz Destanı’nın muhtevası olarak önce Oğuz’un soyu, dünyaya gelişi ve büyümesi bölümü, sonra Oguz’un fetihleri ve boylara ad vermesi kısmı, daha sonra Oguz’un yurdunu ikiye bölüp, oğulları arasında taksim etmesi bölümü ve Oğuz’un vasiyeti ve töresi göze çarpar.

11-Olonholar, Saha Türklerinin kahramanlık destanları ve sözlü edebiyatlarının zirvesidir.Olonholarda Sahalann mistik savaşçılarını, kahramanlarını ve kötü ruhlarla olan mücadelelerini görebiliriz. Bugün Saha Cumhuriyetinde Olonhoların toplanmasının birinci devresi bitmiştir.Olonhoların 150 tam metni ve 80′ den fazla kısa özeti toplanmıştır. Şimdiye kadar 17 tam metin, 28 kısa özet ve 21 küçük parça basılmıştır. Bunların büyük bölümü Rus ihtilalinden önee hazırlanmıştı. Daha sonra Olonholar üzerinde incelemeler başlamıştır ki, bu da Sovyet-Rusya dönemine rastlamaktadır.Olonhoların bazı bölümleri o kadar uzundur ki, anlatılması birkaç gün sürer ve özel okuyucuları vardır.Olonhoların hangi tarihı devreye ait olduklan konusunda anlaşmazlıklar
vardır. Bunu bir neticeye vardırmak için Güney Sibirya ve Moğolistan’ daki konar-göçerlerin içtimaı hayatlarının tetkik edilmeleri gerekmektedir.Diğer yandan Türk tarihini yakından ilgilendiren birtakım yabancılara aitdestanları da zikretmek lazımdır. Bunlar da tarihimiz ve kültürümüz için önemlidir. Türk olmayan kavimlerin bu destanları arasında hanlıların Şehname’sini, Almanların Nibelungen’ini, Rusların İgor Bölüğü Destanlarını sayabiliriz. Bu destanların pek çoğu doğrudan Türklerle alakalı olduğu gibi, bir kısmı da dolaylı olarak Türklerle ilgilidir.

Leave a Comment.