Feryat ki feryadıma imdad edecek yok…Yazık ki gamdan beni azad edecek yok…Tesiri muhabbetle yıkılmış güzel amma…Virane gönlü bir daha abad edecek yok…
Ey gönülden günah işlemeye istekli olan, nefsânî arzularını gizlice tazeleyen kişi, sen, imanı tazele, fakat yalnız dilinle söyleyerek değil de kalbinle tazele. Nefsânî istekler, şehvânî arzular tazelendikçe iman tazelenmez, çünkü şehvetin, nefsin dileğine uymak Hakk kapısını kapar, kilitler.
Gerçek bir Allah adamının eline sıkıştıracağın bir akçe,başkalarına vereceğin yüz akçeden daha makbuldür.Çünkü o bir akçe hayır yoluna gider.”Allah’a ödünç verin,”buyurulmadı mı?Hakkın eli vardır diyorlar.”Sadaka yoksunun eline düşmeden önce Allah’ın eline düşer.” Yüzlerini Allah erlerinin hizmetine çevirmiş olanların ellerindeki bir akçe böylece değer kazanır.Çünkü o da bunu böyle bir hayıra sarf edecektir
Bu aşk, hep akıllı, hep uyanık kişileri öldürür. Hem de kılıç olmadan baş keser. însanı darağacına asmadan öldürür.Biz misafirini yiyen bir kimseye misafir olduk. Dostu öldüren birisine dost olduk.Aşk, Yüsuf gibi görünür, kurtlar gibi parçalar. Mü’min gibi görünür, kafır gibi öldürür.Bize sevgi gösterse de, yahut öldürse de acıyarak, usulüne göre öldürsün diye ona gönlümüzü verdik.
Nefsine hakim olan kahramanın gürlemesi, lafla değildir. Gönülden gelir. Can, buluttan doğan şimşek gibi, bedenden çıkar, fakat bir an bile aynı halde kalamaz.Nefsine hakim olan kişinin başını ecel kılıcı asla kesemez. Çünkü bu baş yücelmiş, ta arşa kadar ulaşmıştır.Nefsanî arzulardan temizlenmiş gönle, elem, keder, gam, gussa giremez. Dünya gamları onun neşesini artırır.
“İsteklerimi yerine getirmen, çaresiz gönlümü memnun etmen lazımdır. Çünkü bu şehirde, herkes senden ve benden söz etmektedir. İster gönlünü katılaştır, bana sert davran, ister yumuşak ol beni okşa. Sert bir kayanın içinden fışkırıp çıkan tatlı bir kaynak gibi akacak ve bana geleceksin…
Şu gülü görüyormusun; Yaşam veren sudan en çok o aldığı için diğerlerinden daha fazla açmış ama ne yazık ki bunun sonucu olarak diğerlerinden daha erken kuruyacak…
“Ne duruyorum, ne yürüyorum, üzengideki ayak gibi…Ne susuyorum, ne konuşuyorum, kitaptaki yazı gibi…Ne varım, ne yokum, gülsuyundaki koku gibi…”
“Koyunun kurttan kaçmasına şaşılmaz; şaşılacak şey bu koyunun kurda gönül vermesidir!”
“Sevgilim, senin güzel kokun, ben kölenin burnundan asla gitmedi. Güzel yüzünün hayali de, gözümün önünden gitmedi. Senin istediğin gibi, gece, gündüz ömrümü harcadım durdum, bütün ömrüm geldi geçti; fakat senin isteğin, arzun bitip tükenmedi.”
“Ben seni dönen değirmen gibi döndürür, şaşkına çevirir, hayran ederim. Dönen top gibi seni evirir, çevirir, kendinden geçiririm.” Sen dedin ki: “Ben de gider, başkasıyla uzlaşırım, başkasıyla dost olurum.” Sen, beni bırakıp gider de başkasıyla uzlaşırsan, seni hemen yıkar perişan ederim…”
“Seninle birlikte olduğum zaman sevgiden, dostluklar yüzünden uyuyamam. Sensiz olduğum vakit de inler dururum, üzüntüden gözümü kapayamam. Şaşılacak şey!… Her iki gece de uyanığım; fakat sen bu iki uyanıklığın arasındaki farka bak sen, gör…”
Sana merhamet etmede, okşamada anandan, babandan daha ileriyim. Sana; onlardan daha fazla acırım. Seni belalarla, dertlerle imtihan edişim, seni sevmediğimden ötürü değildir. Senin olgunlaşman, pişkinleşmen içindir.
Şu dünyada öteye beriye koşan bir serseri olmasaydın, varlığından geçseydin, sırları keşf eden İsa sayılırdın, sana kıl kadar bir şey bile gizli kalmazdı.
Sen’inle buluşma, sana kavuşma arzusuna kapılmıştım da, bu arzuda ısrar etmekte idim. Sen’in vefana erişmek için bu vefalı canımı vereceğim, ölüp gideceğim.
Ey sözler söyleyen, harfler saçan, sus artık! Mezarlıkta yatan, konuşmayan, susanlar gibi kulak kesil; halka tercümanlık etme! Kendi halin, senin hal yönünden, hal dile ile söyleyen sözlerin nerede?
Sus artık; zaten söz herkese kolay görünür. Ama, binlerce kişi arasında onu anlayan bir kişi bile çıkmaz
Aşıkların halkasına katılmazsan, bu halkadan çekinirsen bil ki gönlün ölür, donmuş, buz kesilmişlerden olursun.Dünyanın güneşi olsan, bulut gibi kararır gidersin; ilkbaharsan güzün yolunu tutarsın. Boş kâse gibi içinde birşeycikler yoksa suyun üstünde oynar durursun; fakat dolu oldun mu,havuzun, ırmağın dibinde yurt edinirsin.
Her sabah hüzünle karışık bir umut var içimde, Sensizliğin hüznüne yeni bir günün seni getireceği umuduyla başlıyorum, Her doğan gün yeni bir umut yeni bir arayış benim için… Belki sana kavuşacağım güne birgün daha yaklaşıyorum!!! ‘Marifet dönmek değil,bulmaktır!.. En güzeli: Bıraktığın yerde durmaktır..!
Bir bölük halk deniz gibi köpürüyor,bir bölük halk dalga dalga secdede.Bir bölük halk kılıç gibi savaşıyor,bir bölük halk kanımızı içmede.
Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak;Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir.Birazdan akşam olacak sevgilim;Bütün heybetiyle akşam olacak.Sevgilim,diyorum,oysa kimsecikler yok yanımda;Bilmiyorum kime sevgilim dediğimi.Bildiğim bir şey varsa;O kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi.Unutup birden zamanı ve yeri;Onunla bir günü kutluyorum coşarak.Onunla bir günü kutluyoruz sanki…
Bir aşkı yaşamak, bir aşkın bilinmesinden bambaşka değil miydi?Ve bu ikisini ayıran duman, yani bir aşkı bizim yapan..Bu dumanların hepsi gibi varsın şimdi de..Acele etme yoksun belki..Ben herşeyin bir bir yokolmasına o kadar alıştım ki..Ve her şeyin bir bir varolmasına o kadar alışacağım ki!Bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek.
aratmaktır ya da sevgilinin toprağından yaratılmak,Her nefes alıp verişte yanmaktır aşk.İsmaili bir gönülle teslim olmaktır bıçağa,Birini kandırmak değil, bilerek kanmaktır aşk.Diline arılar konar, koynunda karıncalar gezer,Sevgilinin ölçeğiyle her zaman sınanmaktır aşk.İsrafil`in Sur`unu ruhunda duymaktır aşk,Suyu suyla yumak gibi aşka inanmaktır aşk.
Durmadan suçlusunuz..Durmadan suçlusunuz..Durmadan suçlusunuz ve artık kendinizi..Gücünüz yok ödemeye.Giderek siz oluyorsa bütün bir kalabalık..Yüzünüz yüzlerine benziyorsa, giysiniz giysilerine..Ansızın bir hastanın kendini iyi sanması gibi..Gücünüz yetse de azıcık bağırsanız..Bir yankı : durmadan yalnızsınız..Durmadan yalnızsınız.
Eskiden iyilik yaparlardı söylemezlerdi. Sonra hem yapmaya hem de söylemeye başladılar. Şimdi ise yapmıyorlar fakat söylüyorlar.
Her şeyin değeri ödenen bedel kadardır. Atadan dededen kalan, yolda belde bulunan şeyin değeri olmaz. Zira bir şeyi ucuza alan ucuza verir. Cahil çocuk yolda bulduğu incinin kıymetini ne bilsin. Aslında o çocuk sensin; inci de ata mirası olan dinin. Sen o hazineyi beşiğinde hazır buldun, sahip olduğun şeyin farkında olmayışın bundan.
Ey yüzü gönül kabesi,can kıblesi olan güzel.Derdinden mum gibi yandım,eridim.Ey can şulesi örtüyü kaldır,yüzünü aşıka göster,göster ki aşık,kendi elleriyle can hırkasını yırtsın,parçalasın.
Sükut eyledim, Kahrı var dediler. Biraz söyledim, Zehri var dediler.Sustum,kahrından susuyor dediler; biraz konuştum, Zehrini kusuyor dediler…
Sen, duru bir su gibisin; bu duru suyu, yaptığın kötülüklerle bulandırma, gönlünü örtme! Gönül gözünün önüne günah perdesini çekme; yapma bu işi..Hakk yolunda nice savaşlar var! Öyle her yol başında durma; vakit geçti, gün bitiyor! Sense, lüzumsuz şeylerle oyalanıp duruyorsun!
Sen, gamlar içinde bulunduğun halde neşeli ol;vefasız olan, vefa nedir bilmeyen şu dünyada, sen vefalı ol!
Ben hasta aşık, alemin etrafında dönüp dolaştım.Kimseden bir derman görmedim. Sonunda onun derdini buldum. Baktım ki,onun derdi, benim dermanımı da elimden almış. Senin de gönlün yanmış yakılmış ise, buyruğuma uyar da derdin etrafında döner dolaşırsan elbet dermanını bulursun.
şk,kendine lâyık olmayana olur mâni,eğer aşk olmasaydı,görünmezdi hiç sâni,aşk harflerinin anlamı nedir,bilir misin?ayın,âbid;şın,şâkir ve kaf harfi de kâni!
Senin aşkın konusunda bana nasihatın ne faydası olur? Zehir içmişim, şeker bansan kar eder mi? Benim için ”Onun ayağına zincir bağlayın” diyorlar Halbuki deli olan gönüldür, ayağıma zincir vurmak neye yarar.
Ben bir balığım, aşk ise daldığım bir derya.Aşktan gözlerim yaşlı olsa da o derya göz yaşımı nerden bilir? Başımı o denizden çıkarayım desem, balığım ya; nefesim kesilir!